Logo Background RSS

Featured Article

Bu kadarı da fazla ama….
By Ramazan Yılmaz on Mart 11th, 2010
Merhaba arkadaşlar, Uzun bir aradan sonra yine sizlerleyim.Ama bugün çok da iyi olduğumu söyleyemem. Hepimizin bildiği gibi ülkemizde eğitim sistemi saçmalıkları her geçen gün artmaktadır. Bunlardan bir tanesini de aland...

Most Recent Articles

  • Merhaba arkadaşlar,

    Uzun bir aradan sonra yine sizlerleyim.Ama bugün çok da iyi olduğumu söyleyemem. Hepimizin bildiği gibi ülkemizde eğitim sistemi saçmalıkları her geçen gün artmaktadır. Bunlardan bir tanesini de alandışı çalışmalar oluşturmaktadır.

    Geçen gün internette dolaşırken çok ama çok ilginç bir yazı ile karşılaştım ve bana yazımın başlığını oluşturan “Bu kadarı da fazla ama” sözünü dedirtti.Bildiğiniz gibi ben psikolojik danışmanlık ve rehberlik bölümü okuyorum. Dolayısı ile çalışma alanlarımızın ve sorumluluklarımızın oldukça bilincindeyim. Ama her fırsatta bizim alanımızı işgal etmek isteyen kişiler mevcut. Psikologlar, sosyolaglar, felsefeciler, insan kaynakları mezunları vb. Bu yazımda aslında bununla ilgili…

    Hepimizi biliriz memurlar.net i. Sık sık takip ettiğim bir sitedir. Geçenlerde yine takip ederken felsefe mezunu birinin şu şekilde bir  yazı yazdığına şahit oldum. Yazıyı aynen veriyorum:

    BAŞBAKANLIK MAKAMINA

    ANKARA

    …………..Üniversitesi ……………..Fakültesi ……………..Bölümü’nden ……. Yılında mezun oldum. Öğretmen adayıyım.

    Hükümetin 2008 yılı programında “eğitimde etkin bir şekilde yönlendirme hizmeti kurulacaktır. Bu doğrultuda. İlköğretimin özellikle 6-8. sınıflarında meslekleri uygulamada tanımaya yönelik bir rehberlik ve yönlendirme sistemi kurularak, yatkın olan öğrencilerin mesleki eğitime devam etmeleri teşvik edilecektir. Rehber öğretmen açığının kapatılması için YÖK ile işbirliği içerisinde üniversitelerin rehber öğretmen yetiştirmeye yönelik öğrenci kontenjanları artırılacak ve mezunların istihdam edilmeleri sağlanacaktır.” denilmektedir. İlköğretim kurumlarında uygulanmaya başlanan sistemin sağlıklı işleyebilmesi için rehberliğe önem verilmesi gerektiğinin bilincindeyiz. Çünkü öğrencilerin her yılın sonunda girecekleri sınavlardan alacakları puanların yanı sıra, okuldan alacakları puan da onların kaderini %30 gibi büyük bir oranda belirlemektedir. Bu değerlendirmenin sağlıklı ve objektif yapılabilmesi için okullarda rehberlik birimlerine büyük görev düşmektedir. Ama raporda da belirtildiği üzere bu alanda yeterli sayıda mezun yoktur. Düşünülen çözüm yani üniversitelerin rehber öğretmen yetiştiren bölümlerinin kontenjanlarının arttırılmasıdır. Ama görüldüğü üzere bu çok uzun vadede netice vericek bir yoldur. Çünkü kontenjanların 2008 haziranında arttırıldığını düşünsek bile öğrencilerin mezun olması en iyi ihtimalle 2012 yılında olacaktır. Bu da ilköğretim sistemimizde düşünülen köklü değişimin sekteye uğraması anlamına gelmektedir.

    Oysaki biz felsefe mezunları yıllardır özel öğretim kurumlarında çalışmaktayız. Adımıza MEB hizmet içi eğitimler ile kurumlarda kaim rehhber öğretmendir ibaresi eklemiştir. Bu kurumların rehberlik birimlerini en iyi şekilde yürütmekte, ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde yönlendirme yapmaktayız.Tek eksiğimiz psikolojik danışmadır ancak onu da RAM lar yapmaktadır.Bu konuda özel okul ve dersanelerdeki başarılarımız referansımızdır. Amacımız:Kaimlik ibaresinin resmi okullarda da çalışmamız için yeniden düzenlenerek donanımımızı devlet okullarında öğrencilerimize sunacak şekilde yeniden yapılanmasını sağlamaktır. Bu durumun emsali de vardır: 2004 yılında çıkartılan bir KHK ile felsefe ve sosyoloji mezunu arkadaşlarımız rehberlik alanında istihdam edilmek üzere okullara atanmışlardır. Bu atanmanın ardından mesleki yeterliliğe sahip olabilmeleri için bir hizmet içi eğitime alınmışlardır. Bizler zaten bu hizmet içi eğitim programına tabii tutulduk. O halde; okullarımızda bu kadar rehber öğretmen açığı mevcutken ve bu işle ilgili donanımımız varken neden atanamıyoruz?

    Sonuç olarak tüm felsefe mezunlarının ortak fikirleri olduğunu düşündüğüm ve yukarıda dile getirdiğim düşüncelerin bir sonraki atama döneminde dikkate alınmasını ve rehber öğretmen olarak istihdam edilebilmemiz için gerekli çalışmaların yapılmasını istiyorum.

    Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

    Tarih : ad soyad

    Adres: imza

    BAŞBAKANLIK HALKLA İLİŞKİLER DAİRE BAŞKANLIĞI

    MERKEZ BİNA B/19

    06640 KIZILAY ANKARA”

    Evet arkadaşlar. Görebiliyor musunuz olanları?Yazıda mantıklı tek bir açıklama var mı sizce? Yeterince PDR Mezunu yokmuş. Var olanların hepsi atanıyor mu sanki? Varsayalım atanıyor ve boşluk var. Bunlar felsefe mezunları ile mi doldurulmalı? Gelelim ayrı bir noktaya. Deniyorki RAM lar psikolojik danışma yapıyor? Alla alla hangi tarihte kaldı acaba bu yazıyı yazan arkadaş? Diyelimki RAM lar psikolojik danışma da yapsın. İyi ama bunun okullarda faydası ne? Psikolojik danışmaya ihtiyaç duyan bir öğreniciyi felsefe mezunu mu anlayacak? Yönlendirmesini o mu gerçekleştirecek? Varsayalaım ki yaptı, öğrenci RAM’a mı gönderilecek. Bulunduğu yerden başka bir alana giden birey “Acaba bende kötü birşeyler mi var? Başka yere yolluyolar? demiyecek mi?

    Emin olun ki çok daha fazla yazmak isterdim ama şu yukarıda sorduğum sorular bile böyle bir şeyin ne kadar saçma olduğunu anlatmaya yettiğini düşünüyorum. Buradan diyorum ki: “Herkes kendi alanında kendini geliştirerek ekemk kazanmaya çalışsın. Olayları, durumları bir fırsat gibi tanımlayıp ekmek kazanmak isteyenler hazıra konmak isteyen, amacı sadece para kazanmak olan kişilerdir. Siz kendinizi geliştiremiyorsunuz diye başlakarının çalışma alanlarını saldırmanız mı gerekiyor? Lafa bakın! “FELSEFECİLER!!!! REHBER ÖĞRETMENLİK İÇİN SON ŞANSIMIZ”  Bu zihniyette olan kişiler yüzünden ülkemiz bu halde ne yazık ki..

    Gelelim işin aslına… Peki bu tür olaylarda suç kimde yada kimlerde? Devlet, felsefe mezunları, sosyoloji mezunları? Elbetteki öncelikle devlette ve diğerlerinde . Peki bizim hiç suçumuz yok mu? Tüm bu olaylar olurken bizler neredeyiz? Psikolojik danışmanlar nerede? Çuvaldızı kendimize batıralım biraz. Ne kadar savunabiliyoruz alanımızı? Kendimizi ne kadar geliştiriyoruz acaba, bunu hiç düşündük mü?

  • 25. Kare; Bilinç Altına Gizli Mesaj Yerleştirme

    Gözümüzün saniyede 24 kare algılayabiliyor..
    25. kare ise beynimize yazılıyor. İşte bu sistemin adıda 25. Kare
    Örneğin Siz tvde bir çizgi film izlerken adamlar 25. Kareye “Coca Cola İç” yazısı koyuyorlar ve canınız cola çekmeye başlıyor ..

    Şaka gibi görünsede Rusyada yapılan araştırmalarda bu yöntem uygulandığında
    Cola satışlarının arttığı gözlenmiş..

    ‘Başka Kanal İzleme, Başka Kanal İzleme, Başka Kanal İzleme’…

    Televizyon yayını kullanılarak insanın bilinçaltına belirli bir sloganı yerleştirmeyi amaçlayan “25′inci kare (25th shot)” tekniğinin Rus TV’leri tarafından yaygın olarak kullanıldığı ve hükümetin buna karşı mücadele başlattığı bildirildi.

    Rusya Basın Bakanı Yardımcısı Valeri Sirojenko’nun açıklamasına göre, “25′inci kare”yi saptamak üzere özel bir detektör geliştirildi ve bu cihaz ile yıl sonuna kadar tüm TV kanallarının sürekli kontrolü sağlanmış olacak.

    İtar-Tass’ın haberine göre, resmi olmayan bilgiler, Rusya TV programlarının 5′te 1′inin, “25′inci kare”yi içerdiğini ortaya koyuyor. İnsan gözünün, TV izlerken saniyede 24 kareyi algılayabildiği, 25′inci karenin ise göz tarafından fark edilmese bile doğrudan beyne etki ettiği belirtiliyor. Uzmanlara göre bu etki, beyni “yüksek derecede ikna edici” olabileceği gibi,
    tahrip edici de olabiliyor. Rusya Basın Bakanlığı, bu etkiyi yayınlarında kullandığı tespit edilen TV kanallarının lisanslarının iptaline dahi gidilebileceği uyarısı yaptı.

    Bakanlık kaynaklarına göre, TV’lerde yayımlanan her üç filmden birinde, 25′inci kare şeklinde, promosyon amaçlı bir slogan veya reklam yer alabiliyor. Bu slogan veya reklamlar, “başka kanal izleme” şeklindeki anonslardan, siyasi amaçları hedefleyen sloganlara kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor.

    Rusya’nın geliştirdiği detektörün, dünyadaki benzerlerinin dördüncüsü olduğu kaydedildi.

  • Merhaba Arkadaşlar,

    Bugün sizlere üniversitede dersini almaya başladığım “Yaratıcı Drama” ‘dan bahsetmek istiyorum. Öncelikle şunu söylemeliyim ki bugün bu dersi ilk defa almama rağmen bu dersi seçtiğim için çok mutlu oldum. Diğer derslere nazaran çok eğlenceli ve zevkli geçti. Zaten dersin amacı da aslında bu. Eğlenirken düşünmek ve birşeyler yaratmak…

    Derste yapmış olduğumuz etkinliklerden sizlere ilerki günlerde bahsedeceğim. :)

  • Merhaba Arkadaşlar, Uzun bir aradan sonra yiğne sizlerle bir yazımı paylaşacağım. Aslında bu yazıda benim kişisel düşüncelerimden daha çok AKP’li bir vekilin videosu önem taşımaktadır.

    Ülkemizde yıllardır birçok kişi AKP hakkında çeşitli konularda yorumda bulunmuştur. Bunlardan bazıları AKP’nin söyledikleri ile icraatları arasında fark olduğu dile getiren kişilerdir. Bir nevi doğru yada yanlış “AKP’nin gerçek yüzünü” bizlere göstermeye çalışmışlardır.

    Şuan aklınıza gelebilir: Bu yazının diğer yazılardan farkı nedir diye…Hemen cevaplayayım.Bu yazıda AKP’nin gerçek yüzünü ben değil den AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan açıklamaktadır. Daha fazla yorumda bulunmak istemiyorum ve sizleri video ile başbaşa bırakıyorum ve yorumarınızı bekliyorum.

     


  • Bugün bir haberi okuyunca şok oldum. Tüm haber siteleri,gazeteler son dakika olarak yayınladı “ıslak imza” haberini. Haber aynen şu şekilde:

    “Adli Tıp Kurumu “İmza Dursun Çiçek’in” dedi

    Adli Tıp Kurumu, İrticayla Mücadele Eylem Planı’nda ıslak imzası olduğu ileri sürülen Dursun Çiçek ile ilgili inceleme sonucunda 7′ye karşı 4 oyla “İmza Dursun Çiçek’e ait” sonucuna vardı.”

    Sizler şok olmadınız mı yoksa? Olmadım diyenler için; nasıl olmazsınız ya? Buradaki saçmalığı göremiyor musunuz?

    Benim bildiğim adli tıp kurumu bilimsel bir kurumdur, bilimsel kararlar verir. Bir imzanın gerçek olup olmadığı nasıl 7′Ye karşı 4 oyla karar verilebilir.Bu çeşitli testlerle anlaşılmıyor mu? Testin sonucu nasıl kişilere göre farklılaşabilir? Bu kişilerin kanaatine kalmış birşey mi? İmza ya gerçektir yada değildir. Gerçek ya da değil 11′e 0 çıkması gerekir. Bunu tamamen skandal olarak görüyorum. Böylesine önemli bir konuda böyle kararlar alınıyorsa vay benim ülkemin haline…İmza gerçektir yada değildir ben bunu bilmiyorum, yorum yapmak istemiyorum ama nasıl olur da adli tıp kurulundan böyle bir karar çıkar? İmza 7 kişiye göre Dursun Çiçek’in, 4 Kişiye Göre Değil. Bu nasıl oluyor? Siyasi görüş mü ön plana çıkıyor acaba? Aklı mantığı olan insanlara soruyorum buradan. Bunu bana, bu millete açıklasınlar lütfen.

    Bu karar da ne yazık ki ülkem gibi…Parçalanmış, bölünmüş…Kutuplaşmış… Yazıklar olsun bizi bu hallere getirenlere…

  • Gerçekten inanılmaz ama Türkiye’de yeni bir girişimci doğuyor. 17 yaşındaki bu azimli genç projeleri ve hedefleri için savaş açmış bulunmakta! İlk önce kendisini bir tanıyalım.

    Adı : Erdoğan EROĞLU
    İstanbul’da ikamet etmekte olan bu gencimiz kendisine özgün fikir ve türeyişleriyle internet teknolojileri alanında kendini hızla geliştirmektedir.
    Amacı Türkiye’deki internet kullanıcılarını yabancı sitelerden çekmek ve yerli profesyonel isteğe uyarlı web sayfalarına çağırmak !
    Kendisi CAG LIVE Adı altında bu projesini ilerletiyor !


    Projeleri içerisinde hedef kitleye ağırlıklı 8 hizmet veriyor … Bu hizmetlerini profesyonelce hazırlayan bu genç (Erdoğan Eroğlu) ilk öncelikle kendini medya alanında geliştiriyor ve açmış olduğu medya hizmetleriyle projelerini insanlara tanıtıyor…  Şimdilik ilk olarak aktif etmiş olduğu Cag FM adlı hizmetiyle kullanıcılarına gerekeninden fazlasını sunuyor. Cag FM Adlı hizmetini 1 hafta’da tam 11.000 kişi dinlemiş bulunmakta olup, web radyoculuğunda rekorlara hitap etmiştir.

    Erdoğan Eroğlu, ileriye dönük çalışmalarını halen sürdürmekte olup, hedefine hızla ilerlemektedir. Onun tek sıkıntısı projelerinde referansların yani destekçilerinin olmaması… Kendisi bu sorunu çözmek için Türkiye girişimci destekçilerine sesleniyor. “Ülkemiz yabancı sektörlerin kurbanı olmasın ! Kendimizde böyle profesyonel bir şeyler üretebiliriz. Ayrıca Elde edilen gelirler ile ülkemize geri dönüş yolu sağlarız. Yabancılara reklam verip, yabancı sektörlerin kazanmasındansa, Türkiye için bu projeye atılır, Türkiye ekonomisine katkı sağlarız.” cümleleriyle ifade ediyor…
    Evet, Erdoğan EROĞLU bu girişimci, vektörel projeleri üzerinde hızla ilerliyor. Bu genç girişimciyi yürekten takdir ediyor ve projeleri içerisinde ona başarılar diliyoruz. Umuyoruz ki, Erdoğan EROĞLU Türkiye’de bir farklılığa neden olur…

  • Futbol yayınlarının paralı kanallardan yapılıyor olması bir çok insanın illegal yollarla bu yayınlara ulaşması için çaba sarfetmesine neden oluyor. Her ne kadar Digiturk tarafından bir çok siteye karşı savaş açılmış olsada bir çok kişi bir yolunu bularak bu yayınlara ulaşabilmektedir.

    Turkcell Süper Ligi maçları zamanında internetten ligtv izlemek isteyen kullanıcıların ilk başvurdukları adres google oluyor. Google’da yapılan aramalar sonucunda bir çok web sitesine erişim sağlanıyor fakat genelde bu siteler ya engellenmiş sitelerin görüntüsünü yayınlıyorlar ya da sadece başlıklarını hit çekmek için o şekilde ayarlıyorlar. Ana sitelerin dışındaki sitelerden maç izlemek oldukça sıkıntılı. Reklam yayınları oldukça fazla oluyor ve buda kullanıcıları oldukça sıkıyor.

    Maç izlemek isteyenleri ilk adresi justin Tv sitesiydi fakat Digiturk. bu tarz siteler ile açtığı savaşı kazandı ve bu sitelerin Türkiye’den erişimine engel getirtti. DNS değiştirerek bu tarz sitelere giriş yapılabiliniyor olsa da kullanıcılar bu siteden oldukça uzaklaşmış ve yeni site arayışları içerisindedir. Justin Tv’nin ardından diğer video paylaşım sitelerine yönelen bedava maç izlemek isteyen kullanıcıların ilk adresi TVU ve Sopcast gibi programlar oldu. Bu programlar üzerinden yayıncıların bilgisayarlarına bağlanan kullanıcılar oldukça net bir şekilde  maçları izlemeye başladılar.

    Digiturk’un önümüzdeki 5 yıl için Turkcell Süper Ligi’ni bir kez daha aldığını biliyoruz. Bu durumda sporseverlerin bu tarz sitelere önümüzdeki 5 yıl daha ilgi göstereceğini düşünüyoruz. Umarız Digiturk Lig Tv fiyatı herkesin ulaşabileceği seviyeye düşer ve herkes evinde, sıcak sıcak maç izleme keyfine erişebilir.

    Kaynak: Laktoz.net

  • Hadise’nin yakaladığı büyük başarının ardından Avrupa’da yaşayan bir çok Türk vatandaşımız bu yolda yürümeye karar vermiş gibi gözüküyor. Aşağıdaki videoda izleyeceğiniz kişi de bu yolda hızlı adımlarla ilerleyerek yakın zamanda adından sıkça söz ettirecek olan Suzan.

    Suzan’ın seslendirdiği bir çok parçaya internet üzerinden ulaşabilirsiniz. Aşağıdaki videoda Believe adlı parçasını dinleyebilirsiniz. (daha fazla…)

  • Askere, emniyetin yetersiz kaldığı durumlarda müdahale yetkisi veren EMASYA protokolü bugün yürürlükten kaldırıldı.

    Yaklaşık bir haftadır tartışma konusu olan protokol için Başbakan Erdoğan TRT‘de katıldığı programda ‘kaldıracağız’ açıklamasını yapmıştı.

    Protokol askeri darbelere zemin hazırladığı iddiasıyla tartışma konusu olmuştu.

    Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada protokolün gereksiz olduğunu askerin kanunla yetkilendirilmiş olduğunu belirtti.

    EMASYA (Emniyet-Asayiş Yardımlaşma) protokolü bugünden itibaren yürürlükten kalktı.
    İçişleri bakanlığı ile Genelkurmay bakanlığı arasında 28 Şubat 1997′de imzalanan protokole göre asker gerekli gördüğü taktirde şehirlerdeki olaylara valinin izni olmadan harekete geçebiliyordu.

    (daha fazla…)

  • Öncelikle şunu belirtmeliyim ki sitemde yazıları sizinle paylaşırken bu yazıları çeşitli kategorilere ayırıyorum, siyasi, eğitim vb . şeklinde. “Komedi” diye bir kategoriyi henüz açmadım ama birazdan anlatacağım olayı komediden başka bir gruba yerleştiremiyorum.”Şimdilik” siyasi kategorisi altında ele alalım :)

    “Geçtiğimiz günlerde  Başbakan Erdoğan, Bulgaristan Başbakanı ile bir toplantı yaptı ve daha sonra basın mensuplarının önüne çıktılar. Başbakan çeşitli konular üzerinde açıklama yaparken gazetecilerden o aralar gündem de olan “dogalgaz zammı” hakkında soru sormalarını bekledi fakat böyle bir soru ile karşılaşmayınca kendisi bir kağıda soruyu yazıp, başbakanlık ofisi yetkilileri tarafından gazetecilere verilmesini istedi. Soru öncelikle CNN TURK muhabirine verilmek istendi fakat kendisi bu durumun gazeteciliğe saygısızlık olarak nitelendirdiği için  haklı olarak kabul etmedi.Daha sonra soru TRT muhabiri İlhan Atasoy’a  verilmek istendi ve o da bunu kabul etti. Hangi gerekçe ile hangi düşünce ile bunu yaptı bilemiyorum ama beni çok da fazla ilgilendirmiyor aslında. Gelelim bu olayın en ilginç yerine…TRT muhabiri aldığı soruyu Başbakan Erdoğan’a sormak yerine yanlışlıkla Bulgaristan Başbakanı’na sordu. Bulgaristan başbakanı oldukça şaşırdı, çünkü gazeteci Bulgaristan’ın Türkiye’ye doğalgaz sattığını zannediyordu ve buna zam yapılacağını düşünüyordu. Daha sonra başbakan araya girerek kendisine sorulmak istenen soruyu birşekilde kendisine döndürerek cevapladı.

    Bu durumda acaba kim hatalıydı? Aniden kendisinden soru sorulması istenen ve yanlış kişiye soran gazeteci mi, yoksa televizyon kanallarında konuşma yaparken karşısındaki monitörden okuyarak akıcı ! bir konuşma yapması ile tanıdığımız ve ısmarlama soru sorduran Sayın Erdoğan mı?