Yazar arşivi

28
Haziran

Türkiye’nin En Genç Girişimci’si Terör Estiriyor!

Yazan: Ramazan Yılmaz  |  Kategori: İnternet  |  Okunma: 5 views

Erdoğan EROĞLU,Facebook Kişisel sayfasında yayınladığı videolar ile neler anlatmaya çalışıyor hala belli değil.
Ancak EROĞLU’nun birisine çok kızdığı açıkca ifade ediliyor!
Videolar ile Internet’te büyük ilgi çeken EROĞLU, bu kişinin üzerinde büyük bir darbe bırakacağı’da nitelikli bir şekilde belirtiliyor.

EROĞLU, Videoların Açıklamalarını incelenmesine göre;
Geçmişte yaşadığı darbelerin acısını çıkarmak ve gün yüzüne gerçekleri aktarmayı ifade ettiğide belli.

Erdoğan EROĞLU, facebook kişisel sayfasında terör estirmeye devam edeceğini nitelikli bir şekilde ifade etti!

Bu yapılanları; Medyasına, Devletine, Kamusuna ve Diğer Tanınmış kişilere’de detaylı bir şekilde aktardığınıda vurguladı.

Kuvvetli bir destek edinen EROĞLU, şimdi bu kişi’nin gerçeklerini gün yüzüne aktararak bu kişi’yi açıkca ifade edeceğini belirtiyor.

Bizler; Türkiye’nin En Genç Girişimci’si, ERDOĞAN EROĞLU’ya yapılan yanlışları
içtenlikle kınıyoruz.

Erdoğan EROĞLU Sayfası: http://facebook.com/GencGirisimci

Popularity: 15% [?]

17
Haziran

Yeni Web Sitesi

Yazan: Ramazan Yılmaz  |  Kategori: Genel, Siyasi  |  Okunma: 6 views

Türkiye’nin Siyasi Nabzını Tutmak ve Tarafsız,Gerçek Haberleri Payşlaşmak Amacı İle Kurmuş Olduğum Siyasi Gündem,  Seçim Anketleri Web Sitem Yayın Hayatına Başlamıştır.Tüm Türkiye’yi Doğru Haber Almak ve Siyaseti Tartışmak Üzere Siteme Bekliyorum

Popularity: 9% [?]

1
Haziran

Sitenizi ücretsiz Ekleyin..

Yazan: Ramazan Yılmaz  |  Kategori: İnternet  |  Okunma: 7 views

Ücretsiz olarak sitenizi ekleyip hem reklam hem de backlink yapmak istiyorsanız sizler için bulunmamış bir fırsat…. Ücretsiz LİNK EKLEMEK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ

Popularity: 6% [?]

1
Haziran

İsrail’i Kınıyoruz!!!

Yazan: Ramazan Yılmaz  |  Kategori: Genel  |  Okunma: 5 views

İsraili Yapmış Olduğu Saldırılardan Dolayı Kınıyor ve Sizleri Sesimizi Daha Fazla Duyurmak Amacı İle Destek Vermeye Bekliyoruz… İmza Atıp Destek Vermek İçin Buraya Tıklayınız…

Popularity: 6% [?]

14
Mayıs

Üniversitede, sınıflarımızda gözetmensiz sınav yapılabilir mi?

Yazan: Ramazan Yılmaz  |  Kategori: Eğitim  |  Okunma: 7 views

Sadece üniversitelerimizde değil, ilköğretim ve ortaöğretimde de kopya çekme davranışının engellenebileceğini fakat bunun gerçekleştirilebilmesi için çok uzun bir zaman gerektiğini düşünüyorum. Kopya çekme davranışını engellemenin en temel yolu eğitim sistemimizi değiştirmekten geçmektedir. . Bizler eğitim-öğretim yolu ile davranışlar kazandırılması istenen denekler haline dönüşmüş insanlarız. Hatta eğitim-öğretim olarak geçmesine rağmen bunu bile tam olarak gerçekleştirememiş, sadece öğretim yolu ile davranışlar kazandırmayı amaçlar hale gelmişiz. Gerçi bu konuda da ne kadar başarılı olduğumuz tartışılır.

Öğrencilerin kopya çekme davranışlarını engellemeden önce bu öğrencilerin neden kopya çekme davranışı sergiledikleri araştırılması gerekmez mi? Bizleri birer robot olarak gören ve davranış kazandırmayı sadece öğretim yolu ile gerçekleştirmeye çalışan(onu bile tam anlamı ile başaramayan)  eğitim sisteminin ya da eğitimcilerin bu konuda hiç suçları yok mu acaba? Öğrenciler üniversitelerde dersi geçmeyi amaçladıklarını söylediklerinde öğretim görevlilerinin tepkileri ile karşılaşırlar. Peki, verilen eğitimler bizi ne derecede amaca ulaştırıyor, bu sorgulanıyor mu?

Sınavlarda kopya çekme davranışlarının üniversitelerde ortaya çıkan bir sorun olmadığını düşünüyorum.  Bu sorun çok az düzeyde de olsa ilkokulda başlayıp özellikle lise seviyesinde yoğunlaşan istenmedik bir davranıştır. Özellikle de eski sınıflandırmaya göre ortaokul ve lise bu alışkanlığın kazanılmasında kritik bir eğitim dönemi olma özelliğine sahiptir. O halde kopya çekme davranışını üniversitede engellemek için, önceki kademelerde de bu anlayışın yok olması gerekmektedir.

Şimdi sorumuzun asıl yanıt kısmını oluşturacak olan konuya gelelim. Madem ki bu davranış engellenebilir bir davranış, o halde bunu nasıl başarabiliriz? Tüm rezilliklerini aldığımız ama bir türlü olumlu yanlarını alıp, toplumumuza uyduramadığımız Avrupa ülkeleri ya da Amerika bunu nasıl engellemektedir?Aslında bunun cevabı kısa,açık ve net. Eğitimle… Bizde de var eğitim, eğitim-öğretim diye geçiyor her yerde biz niye engelleyemiyoruz? Bizde olan yukarıda da açıkladığım gibi sadece ama sadece öğretim, Öğrenciye bilgi yükle o da bunu sınavlarda performansa dönüştürmeye çalışsın. Tamam performansa dönüştürsün ama o esnada da öğrencide olması gereken bazı ahlaki davranışlar yok mu? Ne yazık ki birçoğunda yok. Çünkü bu davranışlarının kazandırılmasını önemsemiyor, onlara ayrılacak olan vakitleri matematik vb. derslerin işlenmesine ayırıyoruz.

Amerika’da kopya çekme davranışı üzerine internette yazılan bir yazıdan kısaca alıntı:

“Amerikalılar, ders zamanı veya iş zamani, işlerini en güzel şekilde yapıyorlar. Nasıl yapsam da kaytarsam, nasıl etsem de işimi kısa kessem gibi bir düşünceleri yok. Herkes iş saatinde işini en mükemmel şekilde yapmaya çalışıyor. Kapıcısından veya çöpçüsünden, en tepedeki yöneticisine, profesörüne, iş adamına kadar çok sağlam bir iş disiplinine sahipler.

Öğrencilerin büyük çoğunluğu da ders zamanı derslerine büyük bir azimle çalışıyor. Kopya çekeyim, şuradan buradan geçireyim, kısa yoldan dersi geceyim derdinde değiller. ABD’deki üniversite öğrencilerinin büyük çoğunluğu için kopya çekmek çok büyük bir ayıp olarak algılanıyor. Öğrenci kopya çekmeyi bir zillet olarak görüyor. Sınav sırasında gözetmen, kahve almak için kafeteryaya gitse bile öğrenciler kendi kendilerine sınav sorularını yapmaya devam ediyorlar. Eğer kopya çekmeye teşebbüs eden birisi olursa, çok ağır bir disiplin cezasına çarptırılıyor. Hem kopya çeken hem de kopyayı veren için suç teşkil ediyor. Suçu siciline işleniyor. İleride iş ararken, başka bir okula başvururken veya kariyerinden basamak atlarken ona çok büyük bir engel oluşturuyor.”

Bu yazıda da belirtildiği gibi evet bir takım cezalar, hatta çok ağır cezalar var ama işin özü öğrencilerin bu davranışı ayıp, ahlaksızlık olarak görmelerinde. Bizim kaçımız bu davranışı böyle görüyoruz ki? Ya da bazılarımız söyler çok ayıp bir davranış diye, hatta öğretmenler genelde ahlaksızlıktır vb. öğütlerde bulunurlar sanki kendileri kopya çekmemiş gibi. Ben de şuan ahlaksızlık olduğunu söylüyorum, ama ben de zamanında kopya çektim. Öğretmenlerimizden, öğretim görevlilerinden bir farkım yok. Ben zaten onları da suçlamıyorum aslında. Onlar da bizim gibi aynı eğitim sisteminin ürünü, çıktıları.

Sonuç olarak üniversitede kopya çekme davranışı evet engellenebilir, ama eğitim siteminde köklü değişiklikler yapılarak. Ayrıca bu uzun bir süreçtir ve ne yazık ki şuan bu sistemin içerisinde yetişmiş öğrencilerde bu davranışı engellemenin imkânı yoktur. Kısa vadede, ilköğretimden itibaren eğitim verilmemiş ve kopya çekme davranışı sergilemiş bireylerin, üniversitede aynı davranışı sergilemesini beklememenin saçma, mantıksız bir düşünce olduğunu düşünüyorum. Kısa vade hedefi olarak değil de, uzun vadede kazanılması gereken bir davranış olarak düşünecek olursak, eğitim sistemimizin öğrencileri ahlaki vb. kazanımlar kazandıran eğitim sistemine dönüşmesini sağlayabilirsek kopya çekme davranışı engellenebilir.

Popularity: 6% [?]

5
Nisan

Fazilet’le Yola Çıkanlar Rezalet’e Soyundular…

Yazan: Ramazan Yılmaz  |  Kategori: Siyasi  |  Okunma: 6 views
Balyoz şoruşturması kapsamında Eski GATA Komutanı Tümgeneral Tuncay Çakan, gözaltına alındı.Tümgeneral Tuncay Çakan’ı diğer komutanlardan ayıran farklı bir özelliği var. Tümgeneral Çakan, 2005 döneminde hastane komutanıydı ve adı ‘GATA’da tedavi gören Nejat Uygur’u ziyaret etmek isteyen Emine Erdoğan’ın hastaneye gelmesine engel olduğu’ iddialarıyla gündeme gelmişti.
İşin içinde yine bir AKP oyunu var anlaşılan. Ülkeye fazilet getireceğiz diye geçmişte ortaya çıkanlar, şimdiler de ülkeyi ne hale getirdiler. Ülkede gelişen olayların hangi biri rezaletle sonuçlanmıyor ki.?1 Nisan serbestsiniz, 4 Nisan tutuklandınız… Ülkede bu kadar önemli konularda bile 1 Nisan ŞAKASI !!! yapılıyor. Ne açılımdan sonuç alındı, ne ermenistanla görüşmelerden…
Gerçı TSK’ı yıprat, Yargıyı ele geçir….Gerisi Yalan Zaten…Cumhuriyeti koruyan  kaç kişi kaldı ki ülkemde?

Popularity: 9% [?]

4
Nisan

Bakışların mı Sahte ya da Herkese mi öyle?

Yazan: Ramazan Yılmaz  |  Kategori: Şiirlerim-Bestelerim  |  Okunma: 4 views

Gözlerinin içinde

Var ufak bir gülümseme

Ama ben anlayamadım

Bakışları mı sahte

Ya da herkese mi öyle…


Farketmeden sana

Ben sana yandım

Bir bakışına, bir bakışına kandım

Geçen zamana aldandım

Seversin, seversin

Beni seversin sandım

Canımmmm..

Ramazan Yılmaz – Beste




Popularity: 6% [?]

4
Nisan

Güneş Gibi…

Yazan: Ramazan Yılmaz  |  Kategori: Şiirlerim-Bestelerim  |  Okunma: 5 views

Güneş gibi

Yakar yakar

Yağmur gibi

Akar akar

Sana olan bu sevdam

Deli deli çoşar….


Gökyüzünde

Uçan kuşlar

Sana aşkımı

Fısıldar

Sensiz geçen her günüm

Zehir gibi kanıma akar….


Ramazan Yılmaz – Şarkı Sözü

Popularity: 6% [?]

4
Nisan

Bir Gün…

Yazan: Ramazan Yılmaz  |  Kategori: Şiirlerim-Bestelerim  |  Okunma: 3 views

Eğer bir gün kendini yalnız hissedersen

Bil ki ben senin yanındayım

Rüyalarına girebildeysem

Unutma, ben SENİN aşkınım.


Yağmur yağdığı zaman çıkarsan evinden

Islanıp durursan benim gibi şimdiden

Leyla gibi ağlarsan derinden

Mecnun gibi delirirsen sevginden

Aşkım…Aşkımmmm dite övünürsen benden

Zamanla oluşur….Bu BENDEKİ histen

Ramazan Yılmaz…Geçmişten Bir  Güne….

Popularity: unranked [?]

11
Mart

Bu kadarı da fazla ama….

Yazan: Ramazan Yılmaz  |  Kategori: Eğitim, Psikolojik Danışma  |  Okunma: 5 views

Merhaba arkadaşlar,

Uzun bir aradan sonra yine sizlerleyim.Ama bugün çok da iyi olduğumu söyleyemem. Hepimizin bildiği gibi ülkemizde eğitim sistemi saçmalıkları her geçen gün artmaktadır. Bunlardan bir tanesini de alandışı çalışmalar oluşturmaktadır.

Geçen gün internette dolaşırken çok ama çok ilginç bir yazı ile karşılaştım ve bana yazımın başlığını oluşturan “Bu kadarı da fazla ama” sözünü dedirtti.Bildiğiniz gibi ben psikolojik danışmanlık ve rehberlik bölümü okuyorum. Dolayısı ile çalışma alanlarımızın ve sorumluluklarımızın oldukça bilincindeyim. Ama her fırsatta bizim alanımızı işgal etmek isteyen kişiler mevcut. Psikologlar, sosyolaglar, felsefeciler, insan kaynakları mezunları vb. Bu yazımda aslında bununla ilgili…

Hepimizi biliriz memurlar.net i. Sık sık takip ettiğim bir sitedir. Geçenlerde yine takip ederken felsefe mezunu birinin şu şekilde bir  yazı yazdığına şahit oldum. Yazıyı aynen veriyorum:

BAŞBAKANLIK MAKAMINA

ANKARA

…………..Üniversitesi ……………..Fakültesi ……………..Bölümü’nden ……. Yılında mezun oldum. Öğretmen adayıyım.

Hükümetin 2008 yılı programında “eğitimde etkin bir şekilde yönlendirme hizmeti kurulacaktır. Bu doğrultuda. İlköğretimin özellikle 6-8. sınıflarında meslekleri uygulamada tanımaya yönelik bir rehberlik ve yönlendirme sistemi kurularak, yatkın olan öğrencilerin mesleki eğitime devam etmeleri teşvik edilecektir. Rehber öğretmen açığının kapatılması için YÖK ile işbirliği içerisinde üniversitelerin rehber öğretmen yetiştirmeye yönelik öğrenci kontenjanları artırılacak ve mezunların istihdam edilmeleri sağlanacaktır.” denilmektedir. İlköğretim kurumlarında uygulanmaya başlanan sistemin sağlıklı işleyebilmesi için rehberliğe önem verilmesi gerektiğinin bilincindeyiz. Çünkü öğrencilerin her yılın sonunda girecekleri sınavlardan alacakları puanların yanı sıra, okuldan alacakları puan da onların kaderini %30 gibi büyük bir oranda belirlemektedir. Bu değerlendirmenin sağlıklı ve objektif yapılabilmesi için okullarda rehberlik birimlerine büyük görev düşmektedir. Ama raporda da belirtildiği üzere bu alanda yeterli sayıda mezun yoktur. Düşünülen çözüm yani üniversitelerin rehber öğretmen yetiştiren bölümlerinin kontenjanlarının arttırılmasıdır. Ama görüldüğü üzere bu çok uzun vadede netice vericek bir yoldur. Çünkü kontenjanların 2008 haziranında arttırıldığını düşünsek bile öğrencilerin mezun olması en iyi ihtimalle 2012 yılında olacaktır. Bu da ilköğretim sistemimizde düşünülen köklü değişimin sekteye uğraması anlamına gelmektedir.

Oysaki biz felsefe mezunları yıllardır özel öğretim kurumlarında çalışmaktayız. Adımıza MEB hizmet içi eğitimler ile kurumlarda kaim rehhber öğretmendir ibaresi eklemiştir. Bu kurumların rehberlik birimlerini en iyi şekilde yürütmekte, ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde yönlendirme yapmaktayız.Tek eksiğimiz psikolojik danışmadır ancak onu da RAM lar yapmaktadır.Bu konuda özel okul ve dersanelerdeki başarılarımız referansımızdır. Amacımız:Kaimlik ibaresinin resmi okullarda da çalışmamız için yeniden düzenlenerek donanımımızı devlet okullarında öğrencilerimize sunacak şekilde yeniden yapılanmasını sağlamaktır. Bu durumun emsali de vardır: 2004 yılında çıkartılan bir KHK ile felsefe ve sosyoloji mezunu arkadaşlarımız rehberlik alanında istihdam edilmek üzere okullara atanmışlardır. Bu atanmanın ardından mesleki yeterliliğe sahip olabilmeleri için bir hizmet içi eğitime alınmışlardır. Bizler zaten bu hizmet içi eğitim programına tabii tutulduk. O halde; okullarımızda bu kadar rehber öğretmen açığı mevcutken ve bu işle ilgili donanımımız varken neden atanamıyoruz?

Sonuç olarak tüm felsefe mezunlarının ortak fikirleri olduğunu düşündüğüm ve yukarıda dile getirdiğim düşüncelerin bir sonraki atama döneminde dikkate alınmasını ve rehber öğretmen olarak istihdam edilebilmemiz için gerekli çalışmaların yapılmasını istiyorum.

Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

Tarih : ad soyad

Adres: imza

BAŞBAKANLIK HALKLA İLİŞKİLER DAİRE BAŞKANLIĞI

MERKEZ BİNA B/19

06640 KIZILAY ANKARA”

Evet arkadaşlar. Görebiliyor musunuz olanları?Yazıda mantıklı tek bir açıklama var mı sizce? Yeterince PDR Mezunu yokmuş. Var olanların hepsi atanıyor mu sanki? Varsayalım atanıyor ve boşluk var. Bunlar felsefe mezunları ile mi doldurulmalı? Gelelim ayrı bir noktaya. Deniyorki RAM lar psikolojik danışma yapıyor? Alla alla hangi tarihte kaldı acaba bu yazıyı yazan arkadaş? Diyelimki RAM lar psikolojik danışma da yapsın. İyi ama bunun okullarda faydası ne? Psikolojik danışmaya ihtiyaç duyan bir öğreniciyi felsefe mezunu mu anlayacak? Yönlendirmesini o mu gerçekleştirecek? Varsayalaım ki yaptı, öğrenci RAM’a mı gönderilecek. Bulunduğu yerden başka bir alana giden birey “Acaba bende kötü birşeyler mi var? Başka yere yolluyolar? demiyecek mi?

Emin olun ki çok daha fazla yazmak isterdim ama şu yukarıda sorduğum sorular bile böyle bir şeyin ne kadar saçma olduğunu anlatmaya yettiğini düşünüyorum. Buradan diyorum ki: “Herkes kendi alanında kendini geliştirerek ekemk kazanmaya çalışsın. Olayları, durumları bir fırsat gibi tanımlayıp ekmek kazanmak isteyenler hazıra konmak isteyen, amacı sadece para kazanmak olan kişilerdir. Siz kendinizi geliştiremiyorsunuz diye başlakarının çalışma alanlarını saldırmanız mı gerekiyor? Lafa bakın! “FELSEFECİLER!!!! REHBER ÖĞRETMENLİK İÇİN SON ŞANSIMIZ”  Bu zihniyette olan kişiler yüzünden ülkemiz bu halde ne yazık ki..

Gelelim işin aslına… Peki bu tür olaylarda suç kimde yada kimlerde? Devlet, felsefe mezunları, sosyoloji mezunları? Elbetteki öncelikle devlette ve diğerlerinde . Peki bizim hiç suçumuz yok mu? Tüm bu olaylar olurken bizler neredeyiz? Psikolojik danışmanlar nerede? Çuvaldızı kendimize batıralım biraz. Ne kadar savunabiliyoruz alanımızı? Kendimizi ne kadar geliştiriyoruz acaba, bunu hiç düşündük mü?

Popularity: 4% [?]