Merhaba arkadaşlar,
Uzun bir aradan sonra yine sizlerleyim.Ama bugün çok da iyi olduğumu söyleyemem. Hepimizin bildiği gibi ülkemizde eğitim sistemi saçmalıkları her geçen gün artmaktadır. Bunlardan bir tanesini de alandışı çalışmalar oluşturmaktadır.
Geçen gün internette dolaşırken çok ama çok ilginç bir yazı ile karşılaştım ve bana yazımın başlığını oluşturan “Bu kadarı da fazla ama” sözünü dedirtti.Bildiğiniz gibi ben psikolojik danışmanlık ve rehberlik bölümü okuyorum. Dolayısı ile çalışma alanlarımızın ve sorumluluklarımızın oldukça bilincindeyim. Ama her fırsatta bizim alanımızı işgal etmek isteyen kişiler mevcut. Psikologlar, sosyolaglar, felsefeciler, insan kaynakları mezunları vb. Bu yazımda aslında bununla ilgili…
Hepimizi biliriz memurlar.net i. Sık sık takip ettiğim bir sitedir. Geçenlerde yine takip ederken felsefe mezunu birinin şu şekilde bir yazı yazdığına şahit oldum. Yazıyı aynen veriyorum:
“
BAŞBAKANLIK MAKAMINA
ANKARA
…………..Üniversitesi ……………..Fakültesi ……………..Bölümü’nden ……. Yılında mezun oldum. Öğretmen adayıyım.
Hükümetin 2008 yılı programında “eğitimde etkin bir şekilde yönlendirme hizmeti kurulacaktır. Bu doğrultuda. İlköğretimin özellikle 6-8. sınıflarında meslekleri uygulamada tanımaya yönelik bir rehberlik ve yönlendirme sistemi kurularak, yatkın olan öğrencilerin mesleki eğitime devam etmeleri teşvik edilecektir. Rehber öğretmen açığının kapatılması için YÖK ile işbirliği içerisinde üniversitelerin rehber öğretmen yetiştirmeye yönelik öğrenci kontenjanları artırılacak ve mezunların istihdam edilmeleri sağlanacaktır.” denilmektedir. İlköğretim kurumlarında uygulanmaya başlanan sistemin sağlıklı işleyebilmesi için rehberliğe önem verilmesi gerektiğinin bilincindeyiz. Çünkü öğrencilerin her yılın sonunda girecekleri sınavlardan alacakları puanların yanı sıra, okuldan alacakları puan da onların kaderini %30 gibi büyük bir oranda belirlemektedir. Bu değerlendirmenin sağlıklı ve objektif yapılabilmesi için okullarda rehberlik birimlerine büyük görev düşmektedir. Ama raporda da belirtildiği üzere bu alanda yeterli sayıda mezun yoktur. Düşünülen çözüm yani üniversitelerin rehber öğretmen yetiştiren bölümlerinin kontenjanlarının arttırılmasıdır. Ama görüldüğü üzere bu çok uzun vadede netice vericek bir yoldur. Çünkü kontenjanların 2008 haziranında arttırıldığını düşünsek bile öğrencilerin mezun olması en iyi ihtimalle 2012 yılında olacaktır. Bu da ilköğretim sistemimizde düşünülen köklü değişimin sekteye uğraması anlamına gelmektedir.
Oysaki biz felsefe mezunları yıllardır özel öğretim kurumlarında çalışmaktayız. Adımıza MEB hizmet içi eğitimler ile kurumlarda kaim rehhber öğretmendir ibaresi eklemiştir. Bu kurumların rehberlik birimlerini en iyi şekilde yürütmekte, ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde yönlendirme yapmaktayız.Tek eksiğimiz psikolojik danışmadır ancak onu da RAM lar yapmaktadır.Bu konuda özel okul ve dersanelerdeki başarılarımız referansımızdır. Amacımız:Kaimlik ibaresinin resmi okullarda da çalışmamız için yeniden düzenlenerek donanımımızı devlet okullarında öğrencilerimize sunacak şekilde yeniden yapılanmasını sağlamaktır. Bu durumun emsali de vardır: 2004 yılında çıkartılan bir KHK ile felsefe ve sosyoloji mezunu arkadaşlarımız rehberlik alanında istihdam edilmek üzere okullara atanmışlardır. Bu atanmanın ardından mesleki yeterliliğe sahip olabilmeleri için bir hizmet içi eğitime alınmışlardır. Bizler zaten bu hizmet içi eğitim programına tabii tutulduk. O halde; okullarımızda bu kadar rehber öğretmen açığı mevcutken ve bu işle ilgili donanımımız varken neden atanamıyoruz?
Sonuç olarak tüm felsefe mezunlarının ortak fikirleri olduğunu düşündüğüm ve yukarıda dile getirdiğim düşüncelerin bir sonraki atama döneminde dikkate alınmasını ve rehber öğretmen olarak istihdam edilebilmemiz için gerekli çalışmaların yapılmasını istiyorum.
Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
Tarih : ad soyad
Adres: imza
BAŞBAKANLIK HALKLA İLİŞKİLER DAİRE BAŞKANLIĞI
MERKEZ BİNA B/19
06640 KIZILAY ANKARA”
Evet arkadaşlar. Görebiliyor musunuz olanları?Yazıda mantıklı tek bir açıklama var mı sizce? Yeterince PDR Mezunu yokmuş. Var olanların hepsi atanıyor mu sanki? Varsayalım atanıyor ve boşluk var. Bunlar felsefe mezunları ile mi doldurulmalı? Gelelim ayrı bir noktaya. Deniyorki RAM lar psikolojik danışma yapıyor? Alla alla hangi tarihte kaldı acaba bu yazıyı yazan arkadaş? Diyelimki RAM lar psikolojik danışma da yapsın. İyi ama bunun okullarda faydası ne? Psikolojik danışmaya ihtiyaç duyan bir öğreniciyi felsefe mezunu mu anlayacak? Yönlendirmesini o mu gerçekleştirecek? Varsayalaım ki yaptı, öğrenci RAM’a mı gönderilecek. Bulunduğu yerden başka bir alana giden birey “Acaba bende kötü birşeyler mi var? Başka yere yolluyolar? demiyecek mi?
Emin olun ki çok daha fazla yazmak isterdim ama şu yukarıda sorduğum sorular bile böyle bir şeyin ne kadar saçma olduğunu anlatmaya yettiğini düşünüyorum. Buradan diyorum ki: “Herkes kendi alanında kendini geliştirerek ekemk kazanmaya çalışsın. Olayları, durumları bir fırsat gibi tanımlayıp ekmek kazanmak isteyenler hazıra konmak isteyen, amacı sadece para kazanmak olan kişilerdir. Siz kendinizi geliştiremiyorsunuz diye başlakarının çalışma alanlarını saldırmanız mı gerekiyor? Lafa bakın! “FELSEFECİLER!!!! REHBER ÖĞRETMENLİK İÇİN SON ŞANSIMIZ” Bu zihniyette olan kişiler yüzünden ülkemiz bu halde ne yazık ki..
Gelelim işin aslına… Peki bu tür olaylarda suç kimde yada kimlerde? Devlet, felsefe mezunları, sosyoloji mezunları? Elbetteki öncelikle devlette ve diğerlerinde . Peki bizim hiç suçumuz yok mu? Tüm bu olaylar olurken bizler neredeyiz? Psikolojik danışmanlar nerede? Çuvaldızı kendimize batıralım biraz. Ne kadar savunabiliyoruz alanımızı? Kendimizi ne kadar geliştiriyoruz acaba, bunu hiç düşündük mü?

