Lig Tv CANLI – Beşiktaş – Gençlerbirliği
Featured Article
Most Recent Articles
-
Hermes 1920 yılında saat kayışları sayesinde ün yapmış ve Paris’in en ünlü saat firması olmuştur. Bu göz kamaştırıcı çelik , altın, som altın saatlere Fauborgh Saint Honore House düzeneğiyle deri kayışlar eklenir ve Hermes saatçiliğin kazandığı bu istihdama kullanıcıların verdiği olumlu cevaplar tam anlamıyla anlatmaktadır. Her yönüyle fark yaratan Hermes saatçilik 1978 yılında bütün ülkelerle iş yapmaya başlar ve ürettiği saat tasarımlarıyla diğer saatlerden farkını gösterir.
Dünya ile iş yapmaya başlayınca Hermes ilk kol saati üretim atölyesini kurar ve 1998 yıllarında daha çok atölye açması ile iş olanaklarını güçlenir. 1999 yılında büyük bir atölye binası için hazırlıklar yapar ve bu binayı ünlü dekrasyon ustası François Ceria’ya dizayn ettirir ve 3 katlı binasını açılışa sunar.
Hermes yaptığı saat tasarımların çoğunu denizden yararlandı ve bu denizden yararlandığı tasarımları 2 bölüme ayırdı “Hermes Otomatik Kronograf ve Hermes Clipper Otomatk Dalgıç Kronografla ” bu göz kamaştırıcı tasarımlarıyla görselliğini kaybetmemek için uğraşır. Saatler gösterişliği ve zerafetliğine Hermes markasının baş harfi “H” harfiyle süslenmiştir.
-
Geleceğin psikolojik danışmanı olarak “psikolojik danışma” hakkında yazı yazmadığım için kendimi kötü hissettim. Sizlerle sürekli yazılarımı paylaşıyorum ama bunlar genelleikle siyasi gündem konularını içeriyor. Bu durumdan kendim de rahatsız oldum ve “psikolojik danışma” hakkında bir yazı yazmak istedim. Oturdum koltuğuma acaba ne yazabilirim diye düşündüm. Birden aklıma Bursa’da otobüs yolculuğu esnasında yaşlı bir amca ile yaşadığım olay aklıma geldi ve ben de bunun üzerine “psikolojik danışmaya karşı önyargı” konulu bir yazı yazmak istedim.
Günlük hayatta yediden yetmişe herkes muhakkak psikolojiden bahseder. Psikolojim bozuldu, psikolojik hasta vb. ifadelere sıksık rastlarız. Bir çok konuda olduğu gibi bu konuda da toplum olarak eksik olduğumuzu düşünüyorum. Bu psikoloji nasıl birşey de bozuluyor? Neye Benziyor? Psikoloji bozulması diye birşey var mı?Durumu daha iyi açıklamak amacı ile öncelikle psikolojinin ne olduğunu bilmemiz gerektiğini düşünüyorum. Halk dilinde ruhsal durum, ruh bilimi, ruhiyat gibi ifadeler kullanılmaktadır. Acaba psikoloji “ruhlar alemi” ni incelemektedir? Tabiki hayır. Peki öyleyse bu psikoloji ne?
Psikoloji bilimsel anlamda üç öğeden oluşur.Bunlar:
Bilim, davranış ve zihinsel süreçlerdir. Bilim artık toplumumuzun birçok kesimi tarafından biliniyor ve bu yüzden açıklama gereksinimi duymuyorum. Gelelim davranışa…Peki ya davranış nedir?Acaba yürüme, konuşma, yüz ifadelerimiz birer davranış mıdır? Elbette ki davranıştır. Davranışı; bir kişinin diğer insanlar tarafından doğrudan doğruya gözlemlenebilen eylemleri olarak tanımlayabiliriz.Psikolojinin öğelerinden birinin de zihinsel süreçler olduğunu söylemiştim.Zihinsel işleyişler davranıştan farklı olarak başkaları tarafından doğrudan doğruya gözlemlenemeyecek kişiye özel düşünce, duygu, hırs ve güdüler olarak tanımlayabiliriz.Zihinsel işleyişler kişiye özel ve diğerlerince gözlemlenemez olduklarından, psikolojik danışmalar bireylerin topluluk içindeki davranışlarını gözlemleyerek, onun zihinsel işleyişleri hakkında yorumlarda bulunabilirler.
Psikolojiyi oluşturan öğeleri açıkladıktan sonra kısaca psikolojinin de tanımını yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Psikoloji; insan ve hayvan davranışlarını ve bu davranışlarla ilintili psikolojik, sosyal ve biyolojik süreçleri inceleyen bir alan olarak tanımlanabilir. (daha fazla…) -
Merhaba Arkadaşlar,
Konumuz yine Balyoz Planı…Bu sefer İçerisinde “Darbe” kelimesini kullanmıyorum.Çünkü bana göre artık bir darbe planı olmadığı ve “Taraf Gazetesi’nin uydurma haberlerinden biri olduğuna hiç şüphem kalmadı. Bunun kanıtlarını çok yakında sizlerle paylaşacağım. Beklememin sebebi araştırma kapsamımı biraz daha genişleterek ortaya sağduyulu bir aklın reddedemeyeceği kanıtları koymak ve bunların sayısını artırmaktır. Fakat yine de sizinle bu konu hakındaki düşüncelerimin küçük bir kısmını içeren Habertürk yazarı “Yiğit Bulut” tarafından ele alınan bir yazıyı paylaşmak istiyorum:
Balyoz Planı ile ilgili önemli notlar! Boşuna zaman kaybediyoruz!
İDDİALAR hakkında “var-yok” yorumu yapmadan bazı noktaların altını çizmek istiyorum. Bu tespitleri yaparken; “plan varsa” varsayımından yola çıkacağım.
1- Bu plan 2003 döneminde yani “milli görüş çizgisinin devamı olarak algılanan” AK Parti’nin, tek başına iktidara gelmesiyle birlikte yapılmış.
2- O dönemde Türkiye “tek başına bir AK Parti iktidarına” hazır değil! Bırakın iktidarı Erbakan koalisyonunun “28 Şubat süreciyle düşmesi” bile henüz “aklileştirilememiş”.
-
Bugün hergün sık sık yaptığım gibi internette dolaşırken bir video ile karşılaştım ve son derece şaşırdım. Küçük kızın söyledikleri beni öylesine etkiledi ki gözlerim dolmadı desem yalan olur. Küçük kız sınıfının başkanıdır ve arkadaşlarına iyi bir ders verir. Tüm herkese izlemelerini tavsiye ediyorum ve yorumlarınızı bekliyorum.
Saygılarımla…
-
Merhaba Arkadaşlar…Son günlerde medyada dolaşan “orduya güven azaldı” iddiası üzerine fikirlerimi, gözlemlerimi sizinle paylaşmak istedim.
Ülkemizde her gün o kadar çok olay meydana geliyor ki bir konu hakkında fikirlerimizi yazalım derken ardından başka bir konu gündeme geliyor ve bu konular üzerinde düşünemeden diğer olayları düşünmek zorunda kalıyoruz. Aslında bir müddettir sizinle yazılarımı paylaşmamamın da sebebi hangi konu üzerinde uzunca düşünüp araştıracağıma karar veremememdir. Bir müddet düşündükten sonra yukarıda belirtmiş olduğum konu üzerinde daha fazla araştırma yapabileceğimi düşünürek hemen çalışmalarıma başladım ve nihayetinde tamamladım. Bu çalışmalarımın sonucunu ve kişisel düşüncelerimi burada sizinle paylaşmak istiyorum.
Birçoğumuz A & G Araştırma şirketini duymuşuzdur. Son seçimlerde en doğru tahmini yapması ile ünlenen bu şirket geçenlerde önemli bir araştırmaya daha imza attı ve çok çarpıcı sonuçlara ulaştı. Bu konu hakkında bilgisi olmayanlar için yapılan araştırmadan kısaca bahsedeyim.Çalışma: (daha fazla…)
-
Bu seferki adı “Balyoz”…Bu Genelkurmay hakikatten çok yetenekli.Öle isimler buluyor ki tam toplumu dehşete düşürecek cinsten.”Kafes, Balyoz, Ayışığı, Eldiven vb. Gerçekten çok korkuyorum, yakında “Karabuzağı Eylem Planı” çıkacak diye…Türkiye burası, olur mu olur valla…
Benim anlayamadığım bir nokta var ve bunu sizlerle paylaşmak istiyorum.Neden bu tür eylem planları hep bir başarısızlıktan sonra yada önemli konularda karar alacakken ortaya atılıyor? Zamanlamalara dikkat edin lütfen..Kozmik oda araması tamamlanır tamamlanmaz bu sefer de Balyoz… Bu sizlere de ilginç gelmiyor mu?Sank birileri sürekli bu tür konularda gündemi meşgul etmek istiyor da işçilerin sesinin, doktorların sesinin, halkın sesinin duyulmasını engellemek istiyorlar. Belgeler ortaya atılıyor, ama ortada kanıt yok! Nasıl oluyor demeyin, oluyor…Hangi plandan sonuç çıktı bana söyler misiniz? Albay Çiçek’in planına ne oldu? Hani aslı çıkmıştı, hani belge gerçekti? Belge gerçekse neden genelkurmaya yollanmak istenmiyor ve yollanmıyor!?
-
Chp Yalova MilletVekili Muhammerem İnce Tarafından TBMM’de Yapılan Konuşma Oldukça Etkiliydi. Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu oldukça iyi açıklıyor. Ben sözümü uzatmak istemiyorum ve sözü sayın milletvekiline bırakıyorum
-
Burada sizinle elimden geldiği kadar ile çeşitli konularda paylaşımlar yapmaktayım. Bu konulardan biri de Nur Cemaati lideri Fetullah Gülen. Neden bu konu ile bu kadar ilgilendiğimi merak edenler için şunu söylemek istiyorum.Elbetteki benim de herkesin olduğu gibi bu konuda düşüncelerim var. Açıkcası şunu söyliyeym ki Fettullah Gülen cemaatine olumlu bakmıyorum.
-
Son günlerin en popüler konusu..Açılım…Kürt Açılımı mı Demokratik Açılım mı PKK Açılımı mı gerçekten anlamış değilim. Aslında anlamakta zorlanmam benim beceriksizliğim mi bundan da şüphe duymaktayım. Kürt açılımı adı altında ortaya çıkan bir proje! Demokratik Açılım adı altında devam etti. İsmine bakacak olursak ben Türkiye’de demokratikleşme adına birşeylerin değişeceğini düşünmüştüm. Madur olanların sorunları giderilcek, doğu insanımızın yaşam koşulları daha da artacak diye düşünmüştüm. Hükümetten eğitim, sağlık, iş alanında yenilikler beklerken ( beklemekten kastım aslında beklemiyordum ama bu ad ile sunulunca beklenmemesi büyük ayıp olurdu) bunlarla alakalı söylenmiş bir sözün bile olmadığını fark ettim. Olanlar sadece PKK’nın davulla zurna ile dağdan inmesi ve bizim bunu seyretmek zorunda kalışımızdı. Türk Halkı bunu hak etti mi? Türkiye Cumhuriyeti bunu hak etti mi? Elbetteki etmedi..

